Görmediğimizi gören, sormadığımızı soranlar lazım

Dünyanın en başarılı şirketlerinden ve alanında çığır açan girişimlerden Priceline’i bilirsiniz. Kullanıcılarına uçak bileti başta olmak üzere seyahat/turizm odaklı ucuz olanaklar elde etmeyi amaçlayan bir şirkettir.

1997 yılında fiziki olarak, 1998’de de online olarak hizmete başlayan şirketin piyasa değeri 50 milyar doları geçiyor. Bu önemli şirketin kurucusu ise Jeff Hoffman…  Şu anda şirketin ortağı olan, günlük yönetimden çekilen Hoffman, başka yeni girişimlerle ilgileniyor ve girişimcilik sistemi içinde çeşitli gönüllü çalışmalar ile danışmanlıklar yapıyor.

Türkiye’ye geldiğinde kendisiyle tanışma ve dinleme şansını yakalamıştım. Anlattığı bir anekdotu, bir sabah kızımı okula bırakırken Hoffman’ın anlattıkları aklıma geldi. Biraz zor olsa da çok sayıda şirketin bu tip bir yaklaşımdan yararlanacağını düşündüm.

SORU SORANLARIN GÜCÜ

Bir gün Jeff Hoffman ofise gidiyordu ve yanında kızı da vardı. Bir süre sonra arabanın tabanına döşenmiş halıyı gösterip sordu: “Bu nedir?”
Hoffman, “halı” yanıtını verdi ama kızının sorusu devam ediyordu: “Nasıl yapılıyor, biliyor musun” Ama baba bu konuda ciddi bir bilgiye sahip değildi. O nedenle olumsuz karşılık verdi. Bu küçük kızı memnun etmemişti ki babasının suratına tuhaf tuhaf baktı. B
Bir süre süren sessizliği yeni bir soru bozdu. Kızı bu kez arabanın camına “tık tık” diye vurmuş, sonra da merakını ortaya koymuştu: “Bu camın nasıl yapıldığını bilir misin?”
Hoffman bu kez rahattı: “Isıtıp şekillendirilerek bu hale getiriliyor.”
Ama kızın merakı hiç bitmiyordu. “Peki baba neden ısıtılıyor” diye ekledi. Babanın yanıtı yine olumsuzdu ve kızının yüzünde yine “nasıl olur” diye özetlenebilecek bir bakış vardı.
Yol boyunca sorular devam etti.  Arabadaki birçok parçayı ve aksesuarı gösterdi, benzer sorularla merakını gidermeye çalıştı.
Mesela bir keresinde, arabanın arka ve ön bölmesini bir birine bağlayan parçanın adını sordu. Babasından “Adını bilmiyorum” yanıtını alınca, “Adı olmayan şey nasıl yapılır” karşılığını verdi. Jeff Hoffman hakikaten şaşırmıştı:

“ Her seferinde şaşırıyor ve bu ne tuhaflık gibi bakıyordu. Düşündüm haklıydı. Beni bilgisiz, aptal gibi görüyordu.  İşyerine geldik, her gün çalışanların kullandığı cihazlardan birini gösterip bu ne işe yarar diye sordu. Bunu da bilmiyordum. Kızımın komiğine gitmişti.
Yemek yemek için kantine gidince çalışanlardan birini çağırdım. Bu sefer ben ona ne işe yarar diye sordum. Çalışan da bilmiyordu. O anda teknolojinin kullanmadığımız ya da ne amaçla kullandığımızı bilmediğimiz pek çok araç gereci hayatımıza doldurduğunu ve bizim onlardan gerektiği gibi yararlanamadığımızı fark ettim. Dışarıdan bakan insanların yaşları ne kadar küçük olursa olsun göremediğimiz çok şeyi görebildiklerini, bizim sormadığımız soruları sorduklarını fark ettim.”

Bu yemekten sonra Jeff Hoffman çalışanlara şu mesajı verdi: “Herkes her cuma ofise çocuklarını getirecek, onlardan soru sormalarını sağlayacaklar.”

Hoffman, bu yeniliğin şirkete ciddi katkı sağladığını, çalışanlarla iletişimdeki başarının yanı sıra, bol bol soru sormalarına, akla gelmedik konulara odaklanmalarına katkı yaptığını anlatmıştı. Ne kadar uygulanabilir, bilmiyorum. Ama gerçekten de dışarıdan bakanlar, özellikle de çocuklar gibi saf bakanlar farklı soru sorabiliyorlar. Dikkate almakta yarar var sanki…

Paylaş
  • gplus
  • pinterest

Yorum yap

Lütfen sorunun cevabını belirtilen alana yazınız *