Neden Bizden Steve Jobs’lar çıkmıyor!

Prof.Dr. Aziz Sancar… Sanırım yakın bir zamana kadar adını hiç duymadığımız bu Türk bilim adamının hangi ödülü aldığını biliyorsunuz.  Nobel ödülüyle ilgili haberlerin yayınlanmaya başladığı gün, bir cafede iki genç hanımın konuyla ilgili diyaloğuna kulak misafiri oldum, biri diğerine şöyle diyordu: “Nobel ödülünü Türkiye almış…” Diğeri düzeltmekte gecikmemişti: “Ülkelere verilmiyor o ödül, adama verilmiş…”

Nobel ödül sonuçları açıklanmadan çok önce, aslında nicedir zihnimde olan bir soru vardı; neden bizden Steve Jobs’lar çıkmıyor diye.  Zaman içerisinde düşündükçe kendime sorduğum bu sorunun yanlış bir soru olduğunu fark ettim. Mensubu olmaktan gurur duyduğum milletimden de tarih boyunca nice dâhiler sanki gelip geçmemişler gibi böyle bir soru sormaktan utandım. Sonra başka bir soru takıldı aklıma;  beni, “Bizden neden Steve Jobs gibi kişiler çıkmıyor” sorusuna iten nasıl bir ruh halidir? Elbette ki bu ruh halinin oluşumunda günümüz toplumumuzun psikolojisinin ve bu psikolojiyi etkileyen ülkemizin koşullarının rolü çok büyük.  Basit bir örnek vereyim; çocuktum… Her yeni otomobil, büyük bir makine vs. için büyüklerimin şu sözlerini duyardım: “Alman işte… Adamlar yapıyor!”  Benzer övgü sözlerini Japonlar için de duyuyordum, sonra istemeden bilinçaltıma yerleşiverdi sanki bu yaşıma kadar çevremde duyduğum o kural niteliğindeki söz; “biz adam olmayız!”   Neydi adam olmak? Büyük işler başarmak herhalde…  Tarihte büyük işler başaran ve dünyanın dahi olarak kabul ettiği liderlerimiz vardı oysa.  Sultan Mehmet nasıl Fatih olmuştu? Gerçekten nasıl dahi bir lider olabilmişti, hiç düşündünüz mü? Osmanlı şehzadelerinin nasıl yetiştirildiğini az çok biliyorsunuzdur, özenle, itinayla, sabırla. En iyi eğitimi baba verir düşüncesi olmadığı için, ilgili alanın(sanat, edebiyat v.s.) ve bilimin önde gelen yaşayan en büyük üstadı her kimse, bu onurlu görev ona verilirdi. Yani ülkenin en iyi hocalarından uzun yıllar boyunca eğitim alırdı şehzadeler. Üstelik padişahlar, yapabilecekleri en iyi babalık görevini yerine getirip, daha çok küçük yaşlarda, oğullarına yetişkin birer birey olarak davranırlardı ve yaşları ilerledikçe çocuklarına artan sorumluluklar verip, yönetim alanlarını genişletirlerdi. Özgüvenle yetişen tarihteki şehzadelerin aksine, nicedir ve hatta günümüzde çoğunlukla pasif nesiller yetiştirilmiyor mu sizce de? Yasaklar koymakla, başkalarıyla kıyaslamakla, yetişkin muamelesi göstermemekle, özgüvene sahip, hayal kurabilen ve hatta hayallerinin peşinden gidebilecek cesareti gösterebilen insanlar yetiştirmek mümkün müdür?

Rahmetli Prof. Dr. Oktay Sinanoğlu’nu ve Prof.Dr. Mehmet Öz’ü birçoğumuz tanıyoruz. Nobel ödüllü Aziz Sancar ile ortak noktaları ABD’de eğitimlerini tamamlamaları ve araştırmalarına orada devam etmiş olmaları. Tahmin edilebileceği gibi batı ülkelerinin birçoğunda başarılı Türkler var. Sadece Türkler mi? Hintliler, İranlılar, Afrikalılar ve daha birçok anavatanından, kendi toplumundan destek bulamamış insanlar hem hayallerinin peşinden gidiyorlar hem de batı medeniyetini yükseltiyorlar.

Geçenlerde sosyal medyada bir Türk gencinin hayalinin peşinden gitme çabasına ve ülkemize olan sitemine şahit oldum. Uzay mühendisi olmak isteyen delikanlı güzel bir yönteme başvurarak, farklı ülkelerin uzay ve havacılıkla ilgilenen kurumlarına mail göndermiş. Hedef ve arzularından bahsederek, feyiz alabileceği çeşitli eğitici dokümanlar talep etmiş. Lockheed Martin, NASA gibi çeşitli şirket ve kurumlardan teşvik edici, öğretici çeşitli evraklar ve hatta küçük hediyeler almış. Bir tek TAİ’den, yani kendi anavatanındaki ilgili kurumdan herhangi bir dönüş alamamış.

Bir Örnek daha vermek gerekirse ÖZEL MEF Lisesi 12’nci sınıf öğrencisi İlayda Şamilgil, “First Step To Nobel Prize In Physics” yarışmasında, 70’e yakın ülkeden 5 bin fizik projesini geçerek dünya birincisi oldu. Daha önce TÜBİTAK’ın yarışmasına da gönderdiği projenin, burada dereceye giremediği öğrenildi. İlayda Şamilgil, Polonya’da bu yıl 22’ncisi düzenlenen yarışmaya, üzerinde 1 yıldır çalıştığı “Sıvılardaki Su Oranını Mıknatısla Ölçebilen Ucuz, Hızlı ve Taşınabilir Bir Sistem” adlı projesi ile katıldı. Şamilgil, fizik alanında dünyanın en prestijli fizik proje yarışması olarak kabul edilen yarışmanın dünyaca ünlü akademisyenlerden oluşan jürisinden tam puan aldı. Ve Proje Dünya birincisi oldu.

Şimdi düşünün… Bu genç muhtemelen eğitimini yurtdışında yapacak. Belki de başarılı bir mühendis olacak. Yapacağı çeşitli gözlem ve araştırmalar neticesi belki de çok önemli bir buluşa imza atacak ve Nobel ödülüne layık görülecek.  O sıralarda İstanbul’da bir cafede genç bir hanım arkadaşına haberlerden aldığı müjdeyi verecek: “Nobel ödülünü Türkiye almış !”

 

Saygılarımla,

Mustafa BAŞAR

Paylaş
  • gplus
  • pinterest

Yorum yap

Lütfen sorunun cevabını belirtilen alana yazınız *

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.