Evrim mi? Devrim mi?

Perakende sektöründe ve genel piyasalarda yaşanan, baş döndüren hızdaki değişime ayak uyduramayan üretici firmalar, büyük dağıtım ve pazarlama şirketleri, distribütörler, küçük bölge bayileri, küçülmeye ve hatta yok olmaya mahkumlar. Sıralama elbette tersten olacak… Yani üretici firmalar listenin sonunda. Tabii önlem alıp, farklı strateji ve taktik planlar geliştiremez, alternatif satış kanalları bulamazlarsa…

Üretici ve dağıtıcı firmalar açısından farklı satış kanallarının tespiti ve hatta “yaratılması” konusuna girmeden önce birkaç tespitte bulunmakta ve önce perakende sektöründeki farklı satış kanallarının analiz edilmesinde fayda var.

1954 yılında İstanbul Belediyesi, İsviçre Migros Kooperatifler Birliği ile ortak girişimde bulunmuş ve 20 adet araçla kurdukları “seyyar market”leriyle tüketiciye hizmete başlamıştı. 1957 yılında hem vali hem de belediye başkanı olan Fahrettin Kerim Gökay’ın ilk mağaza açılışını yapmasının ardından ve özellikle 1975 yılındaki Koç Grubunun satın almasının kazandırdığı ivmeyle, tartışmasız Türkiye’nin en büyük perakendesiydi Migros… 1950’li yılların şartları göz önünde bulundurulursa, bir belediye tarafından kurulan bu kurum, sektör için evrimden çok devrimdi!

Bir devrimin etkisini ne değiştirebilir? Elbette bir başka devrim! 1995 yılında Türk perakende sektörüne, çok daha az metrekareye sahip mağazalarda, çok daha az çalışanla, neredeyse dekora hiç yatırım yapmadan, ülke genelinde yaygınlaşmayı hedef edinerek başarılı olunabileceğini öğretti BİM… Öyle ki, Migros’u model alan yerli birçok market grubu dışında, iç piyasaya girmiş Fransız, İspanyol ve İngiliz dev rakiplerinin yaptıklarının aksine, farklı bir kanal geliştirdi, mahalle aralarına sızarak, bizden biri olmayı başardı. Yüksek indirim (hard-discount) modelinin Türkiye’deki ilk temsilcisi olan BİM, portföyünü az sayıda ürünle sınırlı tuttu ve çok sayıda özel markalı ürüne sahip olmayı hedefledi. 1997 yılında Türkiye’nin ilk özel marka (private label) ürününü (Dost Süt) tüketiciye sundu.

Zamanla bizden biri olmaktan öte, küresel güçler arasına katıldı. Geçtiğimiz günlerde Deloitte Türkiye bir açıklama yaparak, dünyanın en büyük 250 perakendecisi arasında Türkiye’den sadece BİM’in yer aldığını belirtti. Tahmin edileceği üzere, devrim, evrime dönüştü ve BİM’i model alan çok sayıda başka firma ortaya çıktı. Organize & Modern kanal pazarı iki bölümden oluşuyorken (Ulusal-Yerel), indirim marketlerinin hızlı büyümesiye üçe bölündü… Peki ya geleneksel kanal? Orada durum nasıl?

1991 yılında… Evet tam 23 yıl önce Ferhan Şensoy “Kahraman Bakkal Süper Markete Karşı” isimli bir kitap yazdı ve yıllarca oyununu oynadı. Peki bunca zaman, konunun direkt muhatabı olan firmalar ne yaptılar? Bir sonraki yazımızda çarpıcı örneklerle neler yapıldığını inceleyeceğiz.

Görüşmek üzere…

Mustafa BAŞAR

 

Paylaş
  • gplus
  • pinterest

Yorum yap

Lütfen sorunun cevabını belirtilen alana yazınız *

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.