Sizin sosyal sanrınız hangisi?

Mobilite ve değişim kavramları özellikle sosyal medya ile birlikte hızla gelişmeye devam ediyor. Sürekli bahsettiğimiz bilgi çağı kavramı da yerini mobiliteye bırakıyor. Aslında Mobilite ve sosyal medya bilgiyi değersizleştirmeye kadar giden bir iletişim tekniği olarak hayatımıza hızla yayılmaya devam ediyor.  Değişen dünyada operasyonel ve stratejik anlamda sürekli bir gelişimin olduğu bir gerçektir.  Bu değişime ayak uyduracak yeni trendlerin ortaya çıkması elbette kaçınılmaz olacaktır. Günümüzün iletişim biçimi yüz yüze iletişimin azalmasına neden olurken iş modellerimizin değişimini tetikliyor.

Dünyada yaklaşık iki milyar insan internet kullanıyor. Aslında bu rakam bir o kadar fikir ve düşünce anlamına geliyor. Buraya kadar okuduğunuz zaman içerisinde kaç tweet atılmış, kaç intstagram fotoğrafı yüklenmiş veya kaç yer bildirimi yapılmış olabilir bir düşünün. Burada önemli olan girilen entry sayısı değildir aslında, bu kadar yoğun bir sosyal medya kullanımında fikirlerin ve düşüncelerin çeşitliliği, bu düşüncelere duyulan saygının azalmasına neden oluyor. Ayrıca bu kadar çok fikir ve düşüncenin alenen paylaşılıyor olması farklı potansiyelleri de beraberinde getiriyor. Bu potansiyel patlamaları son dönemlerde daha sık görmeye başladık.

Özellikle dünyada sosyal medya kullanımında eş zamanlı olarak yayılan içeriklerin ve hoyratça kullanılan bilgilerin, çok kısa sürede çok büyük kitlelere ulaşabilmesinin avantajlarını kullanan şirketlerin varlığı kadar, bu durumun dezavantajlarını da kullanan potansiyellerin olduğu gerçektir. Örneğin; analiz şirketi Starcount’ un yaptığı 2013 yılında sosyal medyayı en iyi kullanan firmalar arasında ilk sırada Samsung geliyor. Samsung’ un facebook’ ta 14 milyon, twitter’ da 4 milyon ve youtube’ da ise 86 milyon takipçisi var ve aktif olarak girilen entryler yapılan kampanyalar ile bu takipçilerin ilgisi sürekli çekiliyor. Reklam harcamaları da artık buna göre şekilleniyor. Bu analizde yer alan diğer firmalar ise; Walt Disney, National Geographic, Nike ve Coca Cola’dır.

Bireysel kullanıma baktığımızda ise biraz daha farklı bir durumla karşılaşıyoruz. Sosyal medya ile birlikte hayatımız da o kadar çok değişti ki, alışkanlıklarımız, hobilerimiz, konuşma tarzımız ve en önemlisi de malesef iletişim tekniklerimiz değişti. Artık yüz yüze olduğumuz zamanlarda bile sosyal medyada ne yaptığımızdan konuşur olduk. Yapılan araştırmalara göre sosyal medya kullananların % 60’ ının amacı, diğer insanların ne yaptığını görmekmiş. En kötüsü de sosyal medyada çok zaman harcayanlar diğer insanların kendisinden daha iyi bir hayatı olduğuna inanıyor ve bu inancını ispatlamak üzerine entryler giriyor veya fotoğraf eklemeleri yapıyor.

Gerçekten sosyalleşme elbette sadece insanlarla bir arada olmak demek değildir. Fakat insan doğası gereği kendi hayatını anlatmayı ve başkalarının hayatından bir şeyler öğrenmeyi ister. Her ne kadar bu istekler diğerlerinin mahrem alanları ile ilgili olsa bile durum değişmez. Sosyal medyada iletişim kurarken sahip olmadığı bir hayatın rolünü oynayan ve kafasında yarattığı karakteri kendisiymiş gibi yansıtan kullanıcıları kanıksayarak iletişim kurmaya devam ediyoruz. Ben bu karakterlere “sosyal sanrılar” diyorum. “Sosyal sanrı” karakterlerin gerçek hayatlarında fiziksel olarak iletişim kurduğu insanlarla yüz yüze iletişimi ne durumdadır acaba?

Daha çok görülme ihtiyacı, egoyu arttırarak malesef narsisizme neden olmaya başlar. Kimliksizleşme başladığı için yeni suç trendleri ortaya çıkar. Maalesef gelecek nesiller için endişelerimiz sadece bunlarla sınırlı kalmayacak gibi görünüyor.

Aslında yapılması gereken, yüz yüze iletişimi hiçbir zaman bırakmamak ve bulunduğumuz konumdaki varlığımızı sorgulamak, gerçek kimliğimizi hep ön planda tutmak olacaktır. Kısacası en doğrusu; sosyal ortamlarda da gerçekte olduğumuz gibi bulunmaktır. Yani “Ya göründüğümüz gibi olmak, ya da olduğumuz gib görünmek”. Kimin yazdığını hatırlamadığım bir tweet’ de şöyle diyordu; “Takipçi sayınız diğerlerinden iyi olduğunuzu göstermez, unutmayın!  Hitler ‘in de milyonlarca takipçisi vardı.”

Mesut TÜRKER

Paylaş
  • gplus
  • pinterest

Yorum yap

Lütfen sorunun cevabını belirtilen alana yazınız *

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.